Çift Terapistinden Notlar: Tartışmalarda Neden Sürekli Eski Defterleri Açıyoruz?
Kısaca
Bulaşık kavgası üç dakikada on yıl önceki düğüne mi dönüyor? Eski defterleri açmanın asıl nedenini ve bugünde kalmanın yolunu Bursa çift terapistinden okuyun.

| Kategori: Çift Terapisinden Notlar
Çift Terapistinden Notlar: Tartışmalarda Neden Sürekli Eski Defterleri Açıyoruz?
Özet
Konu yalnızca lavabodaki birkaç tabakla başlar; üç dakika sonra kendinizi on yıl önceki düğün gününde, kayınvalidenin o sözünde ya da unutulmuş bir doğum gününde buluverirsiniz. Bursa Lotus Psikoloji çift terapistinden bu notlarda, geçmişin neden bugünün kavgalarına sızdığını ve o eski defterleri yırtmadan, şefkatle nasıl kapatabileceğinizi konuşuyoruz.
Giriş: Bulaşıkla Başlayıp Düğün Gününde Biten Kavga
Saat akşam dokuz. Yorucu bir günün sonunda mutfağa giriyorsunuz ve lavaboda sabahtan kalan tabakları görüyorsunuz.
"Yine mi yıkamadın?" "Bütün gün işteydim. Hem sen geçen hafta faturayı unuttuğunda ben bir şey dedim mi?" "Fatura mı? Asıl sen annenlerin yanında beni kaç kere yalnız bıraktın, hatırlatayım mı? Düğünümüzde bile..."
Ve işte oradasınız. Lavabodaki üç tabak, on yıllık bir evliliğin bütün arşivini deviriverir. Kavga bittiğinde ikiniz de yorgun, kırgın ve şaşkınsınızdır: "Biz aslında neyi konuşuyorduk?"
Terapi odasında bu sahneyi çok sık dinlerim. Eşler birbirine adeta birer arşiv memuru gibi yaklaşır; her biri yıllardır özenle sakladığı dosyaları en kritik anda masaya koyar. Peki bugünü konuşmak varken neden eski defterlerin tozunu yutmayı seçiyoruz?
Terapistten Not 1: Kapanmayan Defter, Her Rüzgârda Açılır
Bir konuyu gerçekten konuşmadan, "Tamam, geçti, kapattık" deyip halının altına süpürdüyseniz, o defter kapanmamıştır. Sadece rafa kaldırılmıştır.
Bunu iyileşmemiş bir yara gibi düşünün. Üzerine aceleyle bir yara bandı yapıştırılmış ama altı hiç temizlenmemiş. Bugün eşinizin yaptığı küçük bir hata o bandın kenarına takıldığında, kanayan şey bugünkü çizik değildir; on yıllık o eski yaradır.
Pek çok çift affetmeyi "artık bundan bahsetmemek" sanır. Oysa susarak kapatılan bir konu affedilmiş değil, sadece ertelenmiştir. Affetme baskısı üzerine yazdığımız yazıda da anlattığımız gibi, gerçek bir kapanış ancak acının duyulmasıyla mümkündür.
Terapistten Not 2: Bulaşık Hiçbir Zaman Sadece Bulaşık Değildir
Eşinize "Yine mi yıkamadın?" dediğinizde, asıl söylemek istediğiniz şey çoğu zaman tabaklarla ilgili değildir. Altında başka bir cümle yatar: "Bu evde yükü yalnız taşıyormuşum gibi hissediyorum" ya da "Beni görmüyorsun."
Eski defterler tam burada devreye girer. İçinizdeki o "görülmeme" hissi, kendini kanıtlamak için geçmişten delil toplar. Düğün günü, unutulan yıl dönümü, kayınvalidenin yanında yalnız bırakıldığınız o akşam... Hepsi aynı davanın dosyalarıdır: "Beni hiç önemsemiyorsun."
Sorun şu ki, siz "Beni gör" demek isterken eşiniz yalnızca bir suçlama listesi duyar. Bu, ilişkideki çeviri hatasının en tipik örneğidir. Eşinizin bu alt metni kendi kendine çözmesini beklemek ise onun zihninizi okumasını beklemek demektir.
Terapistten Not 3: Geçmiş, Kavgadaki En Ağır Silahtır
Bir tartışmada köşeye sıkıştığınızı hissettiğinizde elinizdeki en etkili silah nedir? Elbette karşı tarafın geçmişteki hatası.
"Ama sen de..." ile başlayan her cümle aslında bir savunma refleksidir. Eşiniz sizi eleştirdiğinde, kendi hatanıza bakmak yerine onun eski hatasını masaya koyarsınız ve skor eşitlenir. Bu, sürekli haklı çıkma ihtiyacının en yorucu biçimidir.
Bu silahın bir de yan etkisi vardır: "Sen hep..." ve "Sen hiç..." cümleleri. Bu cümleler bir şikâyeti kişiliğe yönelik bir yargıya dönüştürür. Eleştirinin evliliği nasıl sessizce yok ettiğini anlattığımız yazıda da değindiğimiz gibi, "hep" ve "hiç" kelimeleri iki insanın birbirini duymasını engelleyen en kalın duvarlardır.
Terapistten Not 4: Beyninizin Duman Dedektörü Çok Hassastır
Bazı insanlar eski defterleri bilinçli bir taktikle değil, gerçekten engelleyemedikleri bir alarmla açar. Tıpkı ekmek kızartırken bile öten aşırı hassas bir duman dedektörü gibi.
Geçmişte derin bir şekilde kırılmış, terk edilmiş ya da yalnız bırakılmış bir kalp, bugünkü küçük bir ihmali de aynı büyüklükte bir tehlike olarak algılar. Bu, özellikle kaygılı bağlanma örüntüsüne sahip kişilerde çok sık görülür. Beyin, "Bu daha önce de olmuştu, yine olacak" diye çığlık atar.
Bu durumda sorun tartışma becerisinden çok, iyileşmemiş bir yaradır. Yetişkinlikte bağlanma yaralarını sarmak üzerine yazdığımız yazı, bu alarmın nereden geldiğini anlamanıza yardımcı olabilir.
Terapistten Not 5: Bazı Defterler Kök Aileden Gelir
Eski defterlerin en kalın ciltleri genellikle ailelerle ilgilidir. Düğünde yaşanan o gerginlik, bayram ziyaretinde söylenen o laf, eşinizin ailesinin önünde sizi savunmadığı o gün...
Bu defterler bu kadar sık açılıyorsa, büyük ihtimalle o gün hissettiğiniz yalnızlık hâlâ sürüyor demektir. Bu durumda geçmişi tartışmak yerine bugün için net bir anlaşma yapmak çok daha iyileştiricidir. Kök aileye sağlıklı sınır koymak üzerine yazdığımız yazı bu konuda size somut bir yol haritası sunabilir.
Terapistten Not 6: Defterleri Kapatmak İçin Evde Deneyebileceğiniz Adımlar
Eski defterleri kapatmak onları yok saymak değildir; onlara doğru zamanda ve doğru yerde bakmaktır. Terapi odasında çiftlerle birlikte çalıştığımız birkaç basit ama etkili öneri:
- Tek gündem kuralı: Bir tartışma başladığında, konu neyse yalnızca onu konuşun. Bulaşıksa bulaşık, açılmayan telefonsa telefon.
- "Ayrı bir masa" cümlesi: Eşiniz geçmişe döndüğünde onu susturmak yerine şunu deneyin: "O konuda canının çok yandığını biliyorum. Onu seninle ayrıca, sakin bir zamanda konuşmak istiyorum. Şimdi bugünkü kırgınlığımızı çözelim mi?"
- Haftalık "eski defter" saati: Rafa kaldırdığınız konuları kavga anında değil, haftada bir belirlediğiniz sakin bir saatte konuşun. Defter açılabilir; ama çay eşliğinde, birbirinizin yüzüne bakarak.
- "Sen" yerine "ben" cümleleri: "Sen hep beni yalnız bırakırsın" yerine "O akşam kendimi çok yalnız hissettim, hâlâ aklıma geliyor" demek, aynı acıyı savaş başlatmadan paylaşmanın yoludur.
- Mola hakkı: Kalbiniz hızla çarpıyor, sesiniz yükseliyorsa 20 dakikalık bir mola isteyin. Taşmak üzere olan bir tencerenin kapağını açmadan önce ocağı kısmak gerekir.
Sonuç: Bugünü Konuşmaya Cesaret Etmek
Elinizde geçmişin bütün hatalarıyla dolu kalın bir defter taşıdığınız sürece, eşinize sarılmak için iki kolunuzu birden açamazsınız. O defterleri yırtıp atmanız gerekmiyor. Onları kavga anında birbirinize fırlatmak yerine, birlikte ve şefkatle okumayı öğrenmeniz yeterli.
Bu döngüden kendi başınıza çıkamıyorsanız, bu sizin başarısızlığınız değildir; o defterlerin bir tanık ve rehber eşliğinde açılmaya ihtiyaç duyduğunun işaretidir. Bursa Lotus Psikoloji olarak Osmangazi Kent Meydanı'ndaki kliniğimizde, çift ve evlilik danışmanlığı sürecimizle geçmişin yüklerini birlikte rafa kaldırmanız için buradayız.
Gelin, dünün kavgalarını bırakıp bugünün sohbetine birlikte başlayalım.
İlgili hizmetler ve rehberler
Bu konuda yüz yüze veya online destek almak isterseniz aşağıdaki sayfalarımıza göz atabilirsiniz.





